11 Eylül 2015 Cuma

veled

Çocuk zifiri karanlığı deşerek yürüyordu.Omzuna çarpıp hızla koşan adama aldırmaksızın. Dikkat etseydi adamın ellerinin kanlı olduğunun farkına varabilirdi belki.


Karanlıkta evine yaklaşırken uzak komşularından biri sinirli bir şekilde Olyzan diye bağırdı. Tekrar ve tekrar...Her bağırışında ağzından salyalar, tükürükler fışkırıyordu.Kuduz bir köpek kadar çoşmuştu.Az evvel bir yakınını kaybettiği belliydi.İsmini dahi bilmediği uzak komşusuna yaklaştı.Uzak komşu, çocuğa agresif bir bakış attı.Komşuya aldırmaksızın ilerliyordu.


Komşu :"Veled buralarda eli bıçaklı birini gördün mü?" diye sordu.


Çocuk ağır ağır yürümeye devam etti.Daracık sokakta komşunun yanından geçerken ister istemez komşusuna sürtündü ve hiçbir şey demeden boynu bükük yürümeye devam etti.Çocuğun bu tavrı komşunun gıcığına kaçtı.Sessizce komşudan uzaklaşırken, komşu, çocuğa komşuluğa hatta çürümüş insanlığa bile sığmayacak küfürler savuruyordu.


Çocuk hala yürümeye devam ediyordu. Duymuyordu ya da duymamazlıktan geliyordu, belli .Komşu denemeyecek hatta b*ktan insan denemeyecek kadar b*ktan komşu deliye dönmüş bir şekilde çocuğa doğru koştu.


Çocuğun omzundan sıkıca tuttuğu anda boynunda bir sıcaklık hissetti.Kanı oluk oluk akmaya başladı.Yatağan bıçağının karanlığı ikiye bölen parlaklığı gördüğü son şeydi belkide.Şu eski Türklerin ünlü bıçağı diye düşündü veya düşünemeden ölüm bulmuştu komşuyu.Komşunun boynunda kocaman bir Joker gülücüğü kondurmuştu çocuk.Soğukkanlılıkla bıçaktaki kanı yola doğru silkeledi ve komşunun kolunda temizledi bıçağı.Dededen kalma bıçağını kınına sokarken komşusu can çekişme evresini atlatmış, soyulmayı beklercesine yere yığılmıştı bile.


Komşudan tiksinerek uzaklaştı.Zifiri karanlığa tecavüz ederek evine yani fıçısına doğru ilerledi.Aklına komşusunun ceplerini kontrol etmek geldiyse de gururuna yediremediği için komşusunu yalnızlığa, keşlere ve şehrin kötü insanlarına teslim etti.Üzerine kan sıçramış veyahut sıçramamış umrunda değildi.Zira 23.yüzyılda eli kanlı olmayan insan yok denecek kadar azdı.


Fıçısına girdiğinde yolda henüz öldürdüğü kişiyi neredeyse unutmuş, yorgun bir şekilde ufak yatağına uzandı.Soğuğu içine çekerek uykuya dalmaya başladı.Öldürdüğü kişi ne öldürdüğü ilk kişiydi ne de son kişi olacaktı.Öldürmelik, s*kindirik insan boldu bu zamanda.Ve rahatlıkla katledebileceği insanlar kaynıyordu sokaklar.Rüya atıcılarından rüyasında anasını görmeyi diledi....


-10 dakika önce uzak komşunun evinde-


Olyzan-Ben bu işe girdiysem aç kalmamak, açklıktan ölmemek için girdim. Bana verdiğin bu sadaka için değil!


Kaljav (uzak komşunun sahibesi)- Sakin ol deli yürek.hahhhahhoo...Daha fazla hak istiyorsan daha fazla çalışmalıydın.


Qnan (uzak komşu)- herkes hakkını aldı Olyzan itiraz etmene lüzum yok!


Kaljav- Qnan sen kes sesini!Az kalsın senin yüzünden yakayı ele veriyorduk.


Olyzan- Evet...Onun yüzünden yakalanıyorduk.Ona daha az pay bana daha çok pay eşitler bu durumu


Kaljav- Abartma Olyzan! Qnan sen git bize çay getir de ortam yumuşasın.Kendimize gelelim.


Qnan yüzü asık bir şekilde mutfağa gitti kaynamış olan suyu çay olan demliğe biraz döktü. Bekledi ve çaysuyunu lavaboya dökerek çayın acılığını aldı.Çay olan demliğe kaynar su doldurdu.Ateşe koydu.Çay beş dakika sonra hazır olacaktı.Bu, sabırsız sahibesi için çok uzun bir zamandı.


Kaljav- Nerde kaldı çayımız!...


Olyzan(kısık sesle)- Onun payının yarısı benim hakkım biliyorsun.


Kaljav- Bu organizasyonu ben planladım, ben ne dersem odur!Açgözlünün hakkı gürzdür, baltadır! şimdi sus, çayını iç ve bir sonraki planıma hazırlık yap!


Olyzan tartışmadan sıkılmıştı artık.Bir sonraki planın ne olduğunu tam olarak anlamamıştı.Lakin planın parçalarını birleştirmek zor değildi.Zeki adamdı.Bunu yapabilirdi.Hatta tek başına.Tüm pay onun olabilirdi.(Açgözlülük sınır tanımıyorken)kolunun altına gizlediği küçük, sivri, kendine çok benzeyen, iyice bilenmiş bıçağını yavaşça çıkardı.


Kaljav, Qnan'a tekrar sesleneceği sırada bıçağı boynuna, atardamarı bulmak istercesine, beceriksizce sapladı çıkardı.Tekrar sapladı.Şıp şıp şıp diye sesler ardından Kaljav yere devrildi.Elinde sakladığı, kullanmakta geciktiği baltası duruyordu.Olyzan masada duran Kaljavın sarı zarftaki payını alarak hızla kaçtı.Tüm bunlar saniyeler içinde olmuştu. Qnan, içerden duyduğu tok sesi duyduğunda sevinmişti.Olyzan'ın balta darbeleriyle öldüğünü sanıyordu.İçeriye baktığınında yerde yatanın Kaljav olduğunu görünce dumura uğramıştı. Çabucak kapıya yöneldi.Dar sokağa çıktı.Zifiri karanlıkta birşey göremiyordu.Karanlığa doğru Olyzan diye bağırdı.Tekrar ve tekrar...Koşmaya hazırlanırken durdu.Yakalasam n'olcakki diye düşündü.Aslında sahibesinin öldüğüne içten içe seviniyordu.Şimdi özgürdü.Özgürlüğü kokluyordu, özgürlüğü yaşıyordu, uzun zaman sonra tekrar bu duygu onu heyecanlandırmıştı. Kendine doğru yaklaşan çocuğu gördü.Ezebileceği, kıtır kıtır ezerken üzerine tükürebileceği bir böcek diye düşündü.özgürlüğün tadını çıkar dedi kendi kendine.
Çocuğa:"veled buralarda eli bıçaklı birini gördün mü?" diye sorduğunda yanağında sinsi bir gülüş vardı.Eli bıçaklı kişi diye kastettiği aslında kendisiydi.Çocukla alay ediyordu. Az sonra neler olacağından habersiz..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder