Çocuk zifiri karanlığı deşerek yürüyordu.Omzuna çarpıp hızla koşan
adama aldırmaksızın. Dikkat etseydi adamın ellerinin kanlı olduğunun
farkına varabilirdi belki.
Karanlıkta evine yaklaşırken uzak komşularından biri sinirli bir
şekilde Olyzan diye bağırdı. Tekrar ve tekrar...Her bağırışında
ağzından salyalar, tükürükler fışkırıyordu.Kuduz bir köpek kadar
çoşmuştu.Az evvel bir yakınını kaybettiği belliydi.İsmini dahi
bilmediği uzak komşusuna yaklaştı.Uzak komşu, çocuğa agresif bir bakış
attı.Komşuya aldırmaksızın ilerliyordu.
Komşu :"Veled buralarda eli bıçaklı birini gördün mü?" diye sordu.
Çocuk ağır ağır yürümeye devam etti.Daracık sokakta komşunun yanından
geçerken ister istemez komşusuna sürtündü ve hiçbir şey demeden boynu
bükük yürümeye devam etti.Çocuğun bu tavrı komşunun gıcığına
kaçtı.Sessizce komşudan uzaklaşırken, komşu, çocuğa komşuluğa hatta
çürümüş insanlığa bile sığmayacak küfürler savuruyordu.
Çocuk hala yürümeye devam ediyordu. Duymuyordu ya da duymamazlıktan
geliyordu, belli .Komşu denemeyecek hatta b*ktan insan denemeyecek kadar
b*ktan komşu deliye dönmüş bir şekilde çocuğa doğru koştu.
Çocuğun omzundan sıkıca tuttuğu anda boynunda bir sıcaklık
hissetti.Kanı oluk oluk akmaya başladı.Yatağan bıçağının karanlığı
ikiye bölen parlaklığı gördüğü son şeydi belkide.Şu eski Türklerin ünlü
bıçağı diye düşündü veya düşünemeden ölüm bulmuştu komşuyu.Komşunun
boynunda kocaman bir Joker gülücüğü kondurmuştu çocuk.Soğukkanlılıkla
bıçaktaki kanı yola doğru silkeledi ve komşunun kolunda temizledi
bıçağı.Dededen kalma bıçağını kınına sokarken komşusu can çekişme
evresini atlatmış, soyulmayı beklercesine yere yığılmıştı bile.
Komşudan tiksinerek uzaklaştı.Zifiri karanlığa tecavüz ederek evine
yani fıçısına doğru ilerledi.Aklına komşusunun ceplerini kontrol etmek
geldiyse de gururuna yediremediği için komşusunu yalnızlığa, keşlere ve
şehrin kötü insanlarına teslim etti.Üzerine kan sıçramış veyahut
sıçramamış umrunda değildi.Zira 23.yüzyılda eli kanlı olmayan insan yok
denecek kadar azdı.
Fıçısına girdiğinde yolda henüz öldürdüğü kişiyi neredeyse unutmuş,
yorgun bir şekilde ufak yatağına uzandı.Soğuğu içine çekerek uykuya
dalmaya başladı.Öldürdüğü kişi ne öldürdüğü ilk kişiydi ne de son kişi
olacaktı.Öldürmelik, s*kindirik insan boldu bu zamanda.Ve rahatlıkla
katledebileceği insanlar kaynıyordu sokaklar.Rüya atıcılarından
rüyasında anasını görmeyi diledi....
-10 dakika önce uzak komşunun evinde-
Olyzan-Ben bu işe girdiysem aç kalmamak, açklıktan ölmemek için girdim. Bana verdiğin bu sadaka için değil!
Kaljav (uzak komşunun sahibesi)- Sakin ol deli yürek.hahhhahhoo...Daha fazla hak istiyorsan daha fazla çalışmalıydın.
Qnan (uzak komşu)- herkes hakkını aldı Olyzan itiraz etmene lüzum yok!
Kaljav- Qnan sen kes sesini!Az kalsın senin yüzünden yakayı ele veriyorduk.
Olyzan- Evet...Onun yüzünden yakalanıyorduk.Ona daha az pay bana daha çok pay eşitler bu durumu
Kaljav- Abartma Olyzan! Qnan sen git bize çay getir de ortam yumuşasın.Kendimize gelelim.
Qnan yüzü asık bir şekilde mutfağa gitti kaynamış olan suyu çay olan
demliğe biraz döktü. Bekledi ve çaysuyunu lavaboya dökerek çayın
acılığını aldı.Çay olan demliğe kaynar su doldurdu.Ateşe koydu.Çay beş
dakika sonra hazır olacaktı.Bu, sabırsız sahibesi için çok uzun bir
zamandı.
Kaljav- Nerde kaldı çayımız!...
Olyzan(kısık sesle)- Onun payının yarısı benim hakkım biliyorsun.
Kaljav- Bu organizasyonu ben planladım, ben ne dersem odur!Açgözlünün
hakkı gürzdür, baltadır! şimdi sus, çayını iç ve bir sonraki planıma
hazırlık yap!
Olyzan tartışmadan sıkılmıştı artık.Bir sonraki planın ne olduğunu
tam olarak anlamamıştı.Lakin planın parçalarını birleştirmek zor
değildi.Zeki adamdı.Bunu yapabilirdi.Hatta tek başına.Tüm pay onun
olabilirdi.(Açgözlülük sınır tanımıyorken)kolunun altına gizlediği
küçük, sivri, kendine çok benzeyen, iyice bilenmiş bıçağını yavaşça
çıkardı.
Kaljav, Qnan'a tekrar sesleneceği sırada bıçağı boynuna, atardamarı
bulmak istercesine, beceriksizce sapladı çıkardı.Tekrar sapladı.Şıp şıp
şıp diye sesler ardından Kaljav yere devrildi.Elinde sakladığı,
kullanmakta geciktiği baltası duruyordu.Olyzan masada duran Kaljavın
sarı zarftaki payını alarak hızla kaçtı.Tüm bunlar saniyeler içinde
olmuştu. Qnan, içerden duyduğu tok sesi duyduğunda sevinmişti.Olyzan'ın
balta darbeleriyle öldüğünü sanıyordu.İçeriye baktığınında yerde
yatanın Kaljav olduğunu görünce dumura uğramıştı. Çabucak kapıya
yöneldi.Dar sokağa çıktı.Zifiri karanlıkta birşey göremiyordu.Karanlığa
doğru Olyzan diye bağırdı.Tekrar ve tekrar...Koşmaya hazırlanırken
durdu.Yakalasam n'olcakki diye düşündü.Aslında sahibesinin öldüğüne
içten içe seviniyordu.Şimdi özgürdü.Özgürlüğü kokluyordu, özgürlüğü
yaşıyordu, uzun zaman sonra tekrar bu duygu onu heyecanlandırmıştı.
Kendine doğru yaklaşan çocuğu gördü.Ezebileceği, kıtır kıtır ezerken
üzerine tükürebileceği bir böcek diye düşündü.özgürlüğün tadını çıkar
dedi kendi kendine.
Çocuğa:"veled buralarda eli bıçaklı birini gördün mü?" diye
sorduğunda yanağında sinsi bir gülüş vardı.Eli bıçaklı kişi diye
kastettiği aslında kendisiydi.Çocukla alay ediyordu. Az sonra neler
olacağından habersiz..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder